V. ULUSLARARASI TÜRK-ASYA KONGRESİ
"Asya’da Güvenliğin İnşası ve CICA"
YER
İstanbul Grand Cevahir Kongre Merkezi
TARİH
3 - 5 Haziran 2010

Türkler Anadolu'yu yurt edinmeden önce yüzyıllar boyu Asya'da yaşamış ve Asya'da yaşayan diğer milletler ile de kültürel etkileşime girmiştir. Günümüzde Türkiye'de yaşayan Türklerin haricinde Asya'da birçok soydaşımızın yaşadığı Türk cumhuriyetleri bulunmaktadır. Türkiye ayrıca Rusya, Çin, Japonya, Hindistan, Endonezya, Malezya, Singapur, Pakistan, Güney Kore gibi Asya ülkeleri ile yakın tarihi ve kültürel bir geçmişe sahiptir. Bu nedenle Türkiye'nin bu avantajlarını somut olarak kazanıma dönüştürmesi gerekmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti son yıllarda siyasi, ekonomik ve kültürel açılardan dinamik bir süreçten geçmektedir. Coğrafi olarak Avrupa ve Asya kıtalarını birleştiren bir konumda olması Türkiye'yi diğer bölge ülkelerine göre daha avantajlı ülke haline getirmektedir. Türkiye sahip olduğu bu avantajı, stratejik bir vizyonla ele almak ve bu vizyona uygun politikalar üretmek durumundadır. Hükümetimizin takip ettiği çok yönlü dış politika bu avantajı lehimize çevirecek bir mahiyette olmakla birlikte; bu sürecin sonuçlarının alınabilmesi için çok yönlü dış politikanın aktif projelerle desteklenmesi ve bu sürecin devam ettirilmesi gerekmektedir.

Ekonomistlerin belirttiklerine göre, sanayileşmenin başlangıç aşamasında Büyük Britanya elli yıldan fazla, Amerika ise elli yıldan biraz az bir sürede kişi başına üretimlerini iki katına çıkarırlarken Çin ve Güney Kore bu süreci yaklaşık on yılda tamamlamıştır. Çin ve Güney Kore'nin dışındaki diğer Asyalı ülkeler de hızlı bir kalkınma sürecine girmiş bulunmaktadır.

Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 56'sının yaşadığı Asya kıtası özellikle son 20 - 25 yıllık dönemde uluslararası arenada önemli konuma gelmiştir. Günümüzde Asya ülkelerinin dünya ekonomisindeki rolü gelişmişliği ve refahı temsil eden Kuzey Amerika ve Avrupa ülkeleriyle kıyaslanabilir boyuta ulaşmıştır. Global enerji ve hammadde tüketiminin giderek arttığı bir dönemde özellikle Güneydoğu Asya'nın gelişmekte olan ülkeleri ve Japonya'nın dünya ekonomisinde kilit konuma geldiği belirtilebilir. Zira Çin ve Japonya başta olmakla bu ülkelerin enerji ve hammadde talebi giderek artmakta, bu durum global ekonomik dengeleri önemli ölçüde etkilemektedir.

Son yıllarda ABD hariç, gelişmiş Batılı ülkelerde büyüme hızının düştüğü, işsizlik ve ekonomik durgunluk gibi sorunların çözümü alanında somut başarı sağlanamadığı görülürken, birçok Asya ülkesi büyüme ve kalkınma alanında önemli adımlar atmaktadır. Nitekim, 2004 yılında dünya ekonomisi yüzde 5,1, ABD ekonomisi yüzde 4,4 oranında büyüme kaydetmiş, 25 üyeli AB alanında ekonomik büyüme oranı yüzde 2,3, gelişmiş ülkeler için hesaplanan ortalama büyüme oranı ise yüzde 3,4 olarak gerçekleşmiştir. Buna karşılık, Çin 2004 yılında yüzde 9,5, Hindistan yüzde 7,3, Rusya ise yüzde 7 oranında büyümüştür. Güney Kore ve diğer bölge ülkeleri de yüksek büyüme rakamlarına ulaşmıştır.

Sosyalist sistemin çöküşünün ardından bağımsızlığını kazanan Azerbaycan ve Orta Asya Türk cumhuriyetleri piyasa ekonomisine geçiş alanında ciddi ilerlemeler sağlamışlardır. Sahip oldukları doğal kaynaklar, özellikle de petrol ve doğalgaz gibi enerji kaynakları bu ülkelerin uluslararası önemini artırmaktadır.

Rusya da ekonomik gelişme açısından önemli mesafe almıştır. Rusya'nın yüksek büyüme rakamlarını yakalamasının arkasında yatan temel etkenlerden birisi son dönemlerde petrol fiyatlarında yaşanan artıştır.

Günümüzde Ortadoğu'da yaşanan gelişmeler ve enerji kaynaklarına sahip olmak için global çapta yoğunlaşan rekabet mücadelesi Orta Asya Türk cumhuriyetleri ve İran, Rusya gibi bölgede çıkarları olan ülkelerin jeopolitik önemini artırmıştır. Çin ve Hindistan gibi ülkeler ise küresel ekonomik ve politik güç dengelerini etkileyebilecek güce ulaşmışlardır.

Uzun yıllar boyunca Avrupa'ya entegre olma çabası gösteren Türkiye'nin Asya bölgesinde söz konusu olan gelişmeler karşısında kayıtsız kalması düşünülemez. Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği amacından vazgeçmeden Asya ülkeleri ile ilişkilerini geliştirmesi ve bu coğrafyada yaşanan gelişmelerde aktif rol alması gerekmektedir.

Avrupa'daki ekonomik durgunluğa bağlı olarak Türk yatırımcısı Asya'ya açılmak istemektedir. Ancak Asya ülkeleri ile ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi konusunda Türk yatırımcısına rehberlik edecek aktif çalışmalar yetersizdir.

Uluslararası Türk-Asya Kongresi'nin gerçekleştirilmesi ve kongrenin her yıl düzenli olarak yapılmasıyla; Türk ve Asyalı yatırımcılar karşılıklı olarak siyaset yapıcıları, meslek kuruluşları ve bilim adamları ile görüşme ve etkileşime girme imkânını yakalamış olacaklardır. Ayrıca kongrede bölgesel siyasi, ekonomik ve ticari bütünleşme hareketlerinin tanıtılması ve irdelenmesi ilgili alanlardaki karar alıcıların daha etkin muhakeme etme ve karar almalarına katkı sağlayacaktır.